FutureMe'den Mektup





Sevgili okur,

Yazıma mektup gibi başlıyorum, çünkü merakla beklediğim bir mektuptan bahsedeceğim. Yanlış hatırlamıyorsam 2 yıl önce kendime bir mektup yollamıştım FutureMe.org'dan. Bu sene doğum günümde falan gelecek olması lazım, eğer seneye değilse. 2 yıl önceki yazım tarzım bile şu ankinden farklıdır muhtemelen. Blog yazılarımda bile geriye gittikçe bazen hüzünleniyorum, bazen çocukluk halime gülüyorum.

En tedirgin olduğum konu ise içerik. Neler yazmışım? Kendimden beklentilerim nelermiş? Neler hayal etmişim, neler olsun diye çabalamak istiyormuşum? Kendimi hayal kırıklığına uğratmaktan korkuyorum açıkçası. Geçmişteki ben o dönemde çok isteyip sonradan peşini bıraktığım neler uğruna bana kırgın merak ediyorum. Fransızca ile uğraşmamak sanırım ilk sırada yer alıyor. İdeallerimi çok fazla takip edemedim akademik konularda. Mektubun içeriğiyle birlikte büyük bir özeleştiri furyasına kapılacağım sanırım.

En çok korktuğum şey de yazdıklarımın bir şey ifade etmemesi, hatta gülünç gelmesi. 2 yıl önceki halimin ne istediğini, ne anlattığını anlamayacak kadar geçmişimden kopmuş olabilir miyim? O günlerde bana şu anki halimi gösterseler kendimi tanıyamayacak  kadar değişmiş olabilir miyim? Evet çok değiştim, ben de farkındayım. Ama ben bu değişimi olumlu yönde görüyorum.

Belki biraz egoistçe olacak ama geçmişten biriyle görüşme fırsatım olsa kendimle görüşmeyi tercih ederdim. Yanlış anlaşılmasın, bugün olduğum kişiden ve olduğum yerden sonra derece memnunum. Sadece geliş yolumun farklı olmasını isterdim. Kendimi bazı şeylere hazırlayabilmek isterdim, bazı konuları deliler gibi ciddiye almanın yersiz olduğunu kendime anlatabilmek isterdim.

Bu sene tekrar kendime mektup yollamak istiyorum ama emin olamıyorum. Önümüzdeki yıl, okul bittikten sonra... Neler olacağını kesin olarak kestiremediğim yıllar için plan yapmak beni huzursuz ediyor. Gelecek kendime hayal kırıklığı olsun istemiyorum. Ben galiba böyle şeylere fazla önem veriyorum.

Yine de tavsiye ederim. Günlük tutmuyorsanız, çok uzun yazmaktan hoşlanmıyorsanız en azından geleceğe bir selam çakın. Bir arkadaşla konuşur gibi... İlginç olmaz mı?

Sevgiler,
Ezgi

Nefret Dolu Bir Yazı

Hayatımın hatırladığım dönemi içerisinde belki ilk kez bir odayı gerçekten evim olarak benimsemiştim. Ne zaman bir yere evim desem zorla oradan koparılıyorum. Bu ne zamana kadar böyle gidecek acaba... Alışamıyorum işte, zorla değil ya.

İnanılmaz nefret doluyum bu aralar dünyaya karşı. Her yeri ateşe versem, birkaç aydır yaşadıklarıma sebep olanları bir kaşık suda boğsam anca rahatlarmışım gibi hissediyorum. Artık lütfen bir şeyler yoluna girsin.

Dünya iPhone 5 Gününüz Kutlu Olsun

iPhone 5'in tanıtım günü geldi çattı.

Şimdi aslında böyle bir yazı yazmaya niyetim yoktu ama bir rüya gördüm. Ak sakallı dede... Şaka tabi :) Rüyamda milli piyango ikramiyesi kazanıyordum, mütevazi bir miktar. Koşa koşa bir alışveriş merkezine "iPhone 5 geldi mi?" diye sormaya gidiyordum. Dedim madem bilinçaltım bu kadar etkilenmiş, bari bu heyecana blogumu da dahil edeyim.

IOS 6'nın ve iPhone 5'in, belki bir ihtimal de mini iPad'in lansmanı Türkiye saatiyle 20.00'de başlayacakmış.
Apple'ın yukarıda gördüğünüz tanıtımı da bence çok şekil olmuş.

Evet ben bir zamanlar Apple'dan nefret ediyordum. Ne oldum değil, ne olacağım demek lazım.

Bazen, ne yaparsan yap olmuyor bazen


Bu gece bu ruh halindeyim gençler. Bazen, ne yaparsan yap olmuyor bazen.

Sorun galiba gerçekten kimsede değil, bende. Her şeyim yarım yamalak, hep bir yarım kalırsa korkusu ile. Nefes alıp verişim bile kesik kesik, hiçbir şeyi tam anlamıyla yaşayamıyorum. İçimde fırtınalar kopuyor, dışım süt liman.

Ne olumlu ne olumsuz, duygularımı ifade edemiyorum. Sevdiğimi de gösteremiyorum, sövdüğümü de. Sancılı bir reddedilme, hep olduğu gibi sevdiğimden daha az sevilme korkusu sevgi ifadelerime, karşımdaki dünyanın en rezil insanı bile olsa kırma korkusu sövgülerime engel oluyor. Korkağın teki gibi hissediyorum. Yenmeye çalışıyorum deli gibi ama bazen ne yaparsam yapayım olmuyor.

Büyük Bekleyiş Sona Eriyorrrr

Ankara'ya ve muhteviyatına olan özlemim tavan yapmış vaziyette. Bu pazar gideceğim muhtemelen, önümüzdeki hafta sonuna doğru da ayların ayrılığı bitecek kampüsümle. Odama kavuşacağım, Ankara içerisindeki arkadaşlarımla sonunda görüşebileceğim, yine hafta sonuna doğru sevgili de geliyor, değmeyin keyfime!

Hacettepe de doğum günü hediyesi olarak (ders yılını 1 Ekim'de başlatarak) tüm arkadaşlarımı getirtiyormuş, rektörümüz şerefime parti verebilir diye düşünüyorum :p

Bir de Watson's alışverişlerimi özledim aslında. Yurda geçmeden bir uğramak lazım kesinlikle.

Saçlarım da bu aralar ister hem düz hem de dalgalı fark etmeden gözüme pek bir güzel görünüyor. Yıllardan sonra maruz kaldığı deniz ve güneş ikilisinin etkisiyle olsa gerek rengi açıldı, bir değişik oldu. Lay lay lom.

Her Yıl Aynı Dönem, Aynı Kuruma, Aynı Nefret



Yahu nedir bu öğrenci evlerinden/yurtlardan çektiğim? İki kişiliklere girene kadar ayrı sıkıntı yaşadım, girdikten sonra da... Tamam iyi hoşsunuz da ne olur oda arkadaşı konusunda problem yaratmasanız? Sonunda gayet sevimli, hoş, iyi bir oda arkadaşım olacak derken kızı hop diye karşı odaya koyup "Kendiniz aranızda ayarlayın sonra." tarzı bir bakış açısı getirerek beni benden aldılar. Kendimiz aramızda ayarlasak yine son işlemler için sana gelmeyecek miyiz? Ayarlayıverseydin de bizi bir ton angaryadan kurtarsaydın ne olurdu?

Neyse artık hayırlısı olsun diyorum, ayarlayabilirsek bakacağız artık diyorum, gerçekten yapacak başka bir şey yok çünkü. Bürokrasiden bir kez daha nefret ettim.

Ondan önceki sene başında yurtta kalmaya ara verip geri döndüğüm için eski odama geçene kadar uğraştırdılar. İlk girdiğim senenin başında ise yurt bursunu defalarca sormama karşın ilk 100 içerisinde olmama rağmen yurt parası ödettiler.

Şöyle bir düşündüm de her sene ayrı bir uyuzluk yapıyorlar, gerçekten istisnasız her sene. Bu da ayrı bir yetenek yani, kutluyorum kendilerini.

Bunlara rağmen seviyorum ve özlüyorum seni Beytepe!!! Yazıya ekleyeyim diye fotoğraf bakarken gözlerim doldu yahu, nasıl mezun olacağım ben iki sene sonra? Ama baksanıza şu fotoğrafa, benim şimdilik bir yıllık evim çok şirin değil mi? Kutu gibi beş bina yan yana.