Heeyyytt!

Hayata bak. 1-2 ay içerisinde hayatım, düzenim, yazları yaşadığım alanlar, her şey darmadağın oldu. Bir süre dokunsalar ağlayan saçma sapan bir ruh halinde yaşadım, arada gelip gidiyor yine ama en azından kendi üzerimdeki hakimiyetimi kaybetmiyorum artık. Bir tek kendi üzerimde hakimiyetim var zaten, ona da bir şey olmasın yani.

Ama bunun bir de güzel denebilecek bir etkisi oldu. Normalde her şey için bin dereden su getiren ailem hem 21 yaşına gelmiş olmamın hem de 40 yıllık bir görmüş geçirmişliğe sahip olmamın etkisiyle, ve sanırım biraz da sinirlerimin çok bozuk olduğunu anlamış olmaları lazım, isteklerime karşı çıkmıyorlar. Geçen yaz "Ben Datça'ya gidiyorum, haberiniz olsun." desem olay çıkardı. Şimdi son derece sakin karşılanıyor.

Çok asi hissediyorum kendimi ama belki olması gereken de bu artık.

Mudo'nun ev eşyalarına bayılıyorum.


Mudo'nun indirimlerini ve bu sepetlerini çok seviyorum, bir de kalemliğini aldım bunun. Yarı yarıya indirime girmiş, bayağı bir kocaman olanları 30-40 lira falan ve dikdörtgen olanından inanılmaz güzel kirli çamaşır sepeti olur. Bir tane kapaklı sepet yüzünden de düşüncelere daldım yine.

Yeni bir şeyler aldıkça bile aklımda acaba kendi evimde yaşasam nereye koyardım, nasıl bir dekorasyon yapardım, aldığım şey duvarlarımın rengiyle uyumlu olur muydu... Buradan sonrası kişisel düşünce ve mızmızlanmalar içerebilir.

Artık yetmiyor yurt, öğrenci evi, onun evi, bunun evi, ordaki ev, burdaki ev... Kendi evimi istiyorum. Her yaz bu kabusu yaşıyorum ve okuyanlara yaşatıyorum ama gerçekten dayanma sınırımı aştı artık. Artık espri olmaktan çıktı; yerleşik hayata geçmek istiyorum, göçebe yaşamaktan sıkıldım.

Eşyalarımın birazı Zonguldak'ta, birazı Ankara'da, birazı yanımda, birazı valizlerde. Artık kendi evim olsun istiyorum. Sadece bir bavulla istediğim yere gidip, geri evime dönmek istiyorum. Kendi evime eşya almak, kendi evimi döşemek istiyorum.

Mudo gibi bir yere girince, www.evime.com'a çeviri yaparken, arkadaşlarımın evlerine gidip geldikçe sürekli artarak beynimi kemiren tek şey bir ev sahibi olmak. En azından 2 sene daha olamayacağı kesin, bu daha da yıkıyor. Bir mucize olsa, küçük bir ev bir yerden beklenmedik bir anda benim olsa başka ne isterim ki?

Kişisel Bakım Bloguna Gibi Oldu Ama...

Brezilya fönünden sonra saçlarımı bugün ikinci kez yıkadım. Bu şampuan biraz sorunlu çıktı, halbuki tuzsuz diye özellikle bundan almıştım. Ama geçen seferki tam düz halinden biraz farklı durdu. Ama dümdüz pırasa gibi de istemiyordum, sürekli fön çekmişim/düzleştirip de çıkmışım gibi durmasın. Saçımda hala katlar olduğu için doğal olarak kendisi dalgalanmış bir görüntü var. Bebe şampuanına devam edersem daha iyi olacak.

O değil de tarak aldım kendime. Küçüklüğümden beri kıvırcık saçlı olduğum için saçımı sadece yıkadıktan sonra tarayabiliyordum. Hep özenmişimdir saç tarama eylemine. Bir de sanırım saç bakımından kaynaklı, saçlarım yumuşacık. Sürekli oynayasım geliyor (o da dalgalandırıyor sanırım biraz), ha bire tarıyorum. Tabi bu nedenle bazen biraz elektrikleniyor. Bir ara şu iyonlu tarak zımbırtısını denemek istiyorum ama emin de olamıyorum. İşe yaramayacak bir şeye o kadar para veresim yok, bir süre daha araştırma aşamasında kalacağım sanırım. Önce saç kremi deneyeceğim, olmadı bir ara Philips'e biraz kazanç sağlayabilirim.

Önemli Not: Avé Premium pek de öyle göründüğü gibi Brezilya fönü dostu bir şampuan değil. Eğer dümdüz bir saç istiyorsanız uzak durun derim ben.

O eski halimden eser yok şimdi

Selam, bu benim kafamın arkası.
Fönün hemen ardından saç kremin etkisiyle yapışmış bir görünümde oluyor.

Merhaba blog, ben geri geldim. Biliyorum, ihmalkarlığım inanılmaz büyük boyutlarda.

Öncelikle günün haberi: Saçlarıma Brezilya fönü yaptırdım. Bir süre düz saçlı olacağım.
Ankara'da Tigi Academy diye bir yerde yaptırdım. Mekan inanılmaz şık. Fiyatlar da ona göre tabi, ama benim yakala.co'dan indirim kuponum vardı. Yine de inanılmaz ilgili ve kibar davrandılar. Zaten oldum olası saçımın bile biri tarafından yıkanmasını severim, bu sever karışımlar sürmeler, kafamda köpüklerle beklerken su akmasın diye saç bantları havlular getirmeler... İyice bir şımardım içten içe. Uygulama sırasında inatçı kıvırcıklarım insanlara fenalıklar geçirtse de şu an yanda gördüğünüz gibi dümdüzüm.

Düzleşince ortaya çıktı ki saçlarımda çok kırık var. Acilen onların gitmesi gerekiyor. Aslında çok pis kahkül deneyesim var ama tırsıyorum. Küçüklüğümden beri hep heveslendim ama malumunuz saçlar kıvır kıvır olunca olmuyor o işler. En azından perçem kestireceğim ama, o kesin.

Tigi Academy kimyasal değil bitkisel içerikli ilaçlarla Brezilya fönüne garanti veriyor, tutmazsa bir daha yapıyorlar. Ama ben zaten dümdüz kalmasını istemediğim için tekrar yaptırmayı düşünmüyorum. Çok hafif dalgalı kalması işime gelir.

İşin tek bir kötü tarafı var. Uygulamanın ardından kafada o karışım sürülüp fönlenip düzleştirici ile presslendikten sonra 2 gün yıkamamak gerekiyor. Benim sevgili saçlarım kolay yağlandıkları için ne yapacağım bilmiyorum bakalım.

Yazın denizde fön gider diyorlar ama zaten öyle uzun uzadıya düz kalmak gibi bir niyetim yoktu. İçimde kalmasın diye yaptırdım. Asıl istediğim bioform yaptırmak, yani kalıcı su dalgası. Bir de bazen rengiyle oynayasım geliyor.

Bak yine saçlarımla oynamaya başladım, deli gibi de devamı için fikirler üretiyorum. Benim yine kafam bozuk galiba.