Yoruldum

çizer: berk öztürk

    Durmuş bekliyorum; ne beklediğimi bile bilmeden, ama beklediğim şeyin gelmeyeceğini bilerek bekliyorum.

    Koyver gitsin, mantığıyla hareket edebilmek isterdim. En azından canım yanmazdı sanırım, ama şimdiye kadar hiç yapamadım ki şimdi yapabileyim... Söz de geçiremiyorum, kendime karşı bile inatçıyım. Moralim çok bozuk blog, n'olcak böyle bilmiyorum.

    Bir de inanılmaz bir baş ve mide ağrısı musallat oldu iki gündür ki anlatamam.

    Hadi bir de Nazım Hikmet ekleyeyim, şu ruh halime katkıda bulunan şiiri paylaşmamak ayıp olur.

Karşımdasın işte...
Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.
Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.
Tıkandığım o an,
Elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,
Aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
Ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.
Bir senfoni vardı kulağımda çalınan,
bitti artık hepsi...

Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
Bakış açım belli oldu yine.
Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.
Dağlara çarptım her esişimde.
Yollara küfrettim her gidişinde.

Demiştim sana hatırlarsan:
Önemli olan zamana bırakmak değil,
Zamanla bırakmamaktır..
Şimdi bana, geçen o zamanın
Unutulmaz sancısı kalır

Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...

Nazım Hikmet

"Some people just feel like home."

    Bir başkasının playlist'ini dinlerken bildiğiniz, daha da ötesi sevdiğiniz bir şarkı çıkınca yaşanan o anlık mutluluk vardır ya... Ya da kendi playlist'inizi dinlerken çoook eskiden sevdiğiniz ama dinlemeyeli uzun zaman geçmiş olan bir şarkı...
    Bazen sadece huzursuz hissediyorum, sebepsiz yere. Birdenbire geliyor, içten içe rahatsız ettikten sonra gidiyor. O gibi anlarda elimdeki bütün mp3'leri media player'a atıp gelecek ilk şarkının çok sevdiğim ama uzun zamandır dinlemediğim bir şarkı olmasını diliyorum. Gelse tüm sıkıntı kaybolup gidecekmiş gibi, ama hiç gelmiyor nedense.
    Başka nasıl tarif edilir bilemedim; kelimenin tam anlamıyla evde hissetmek gibi sanki.
    Bazı insanlar da aynı duyguyu uyandırıyor bazen. Bir söz, bir espri, hatta belki sadece bir bakış onları diğerlerinden ayırt etmeye yetiyor. İster sevgili olsun, ister arkadaş... Ama bazen onlar da hiç gelmiyorlar. Ya da aslında daha kötüsü, tam gelmiyorlar; hep bir şeyler eksik kalıyor. Değişiyorlar; değişiyoruz.

    Sanırım fazla sorguluyorum ben bu aralar her şeyi, oluruna bırakmayı öğrenemedim bir türlü. Belki de benim yaptığım normal ve insanlar gerektiği kadar bile sorgulamıyorlar. Bilemedim.