blue screen of death

Her şey bir anda gelmesin üstüme mümkünse. Teker teker gelin üleyn. Mavi ekran vericem sonunda, ha gayret az kaldı. Derdim ne mi, buyruuuun şöyle alalım sizi;

Bilgisayarım açılmıyor, çöktü zavallım. Ankara'ya kadar film bile izleyemiyorum, ki zaten filmlerimin çoğunun alt yazısı olmadığı için internetim olmadığı için kendim çevirecek değilim.

Daha da güzeli, garanti belgesi evde duruyordu. Yer yarılmış içine girmiş, yahut ev haklı gereksiz görüp çöpe atmış. B şıkkı daha uygun geldi bana, ama kabul etmiyorlar tabi ki. Aterimi attıklarını da reddettiler, o zaman nereye gidiyor bunlar kuzum?

Milattan önceden kalma bir masaüstü vardı, o da harici harddiskimi tanıyamıyor. Zaten iyice kafayı bozdu o, beni bile tanımayacak yakında.

Bitmediii, asıl güzel haberi sonlara sakladım. Telefonumun ekranı çatladı ! Düştü ve çatladı, sinir krizi geçirmemek elde değil. Konuşmak bile istemiyorum. Allah'a şükür garantinin yanında sigorta da yaptırmıştık da sorun olmayacak.

Vee dişim tabi ki, durur mu bulmuş bu kadar uygun bi zaman ! 20'liklerimden biri daha çıktı ama yarısı yok, aşağıda noldu ne etti bilmiyorum ama üstü yok. Sol tarafımla hiçbir şey çiğneyemiyorum, öyle bir sancı hayal bile edemezdim.

Şimdi niye Beytepe'ye gitmek istediğimle ilgili elle tutulur gerekçelerim oldu. Tüm dertlerimin devası ora.

Meselaaa, orda belgelerimi çöpe atan yok.

PC'min tamir olabileceği yer Ankara'da.

Telefonumun devası Ankara'da.

Dişime çare Ankara'da.

Kader sürüklüyor, ben ne yapayım?

Bunca zaman sonra yazacak ne güzel şeylerim birikmişti ey blog. Son olaylar hepsini sildi attı. Huzura erdiğimde görüşelim, senin de içini karartmak istemiyorum.