Ankara'da bir gece..

İlk adım tartışmasız Kızılay, tabi ki mısır yemeden olmaz.
İkinci sırada -bu akşam için- AKM, hediyelik eşya fuarı açılmış gidilesi görülesi bir yer, tavsiye edilir.
Adım üç, AnkaMall yürüme mesafesinde sayılır, isteyenlere..
Dört, Kızılay'a geri dönüş, her yanda işportacılar olur zaten, gez gör alışveriş yap.. Ne ararsan var.
Beş, o saatte Kızılay'dan midye yemeden ayrılınır mı? Sevdalısına kokoreç de bulunur.
Altı, tadımlık yenmiş olan midyeden sonra mide açlık sinyalleri vermeye başlar. Buyrun, Burger King oralarda bir yerlerde.
Ve son olarak Sıhhiye köprüsü üzerine 230 nolu Egoyu görmeye gitmek, hazır oraya kadar gitmişken binip kampüse dönmek..

Güzel bir cumartesi akşamı, boş boş yurtta geçmemiş bir hafta sonundan daha güzel ne olabilir?
Plansız programsız olduğundan fazla sade gibi görülebilir, yaşarken gayet güzeldir.

Hele bir de burslar başlasa neler neler yapılabileceği hakkında ufak tefek planlar ile geceye son verilir.

Fena değil, değil mi?

sınıfça bam'da..


Sabah sabah kalkıp okula gittik, hocanın gelmediğini söylediler. Boşa mı geldik diye düşünürken hadi City'ye gidelim sesleri eşliğinde 18 kişi yola çıktık.
City gayet doluydu her zamanki gibi. Beycafe'ye geçtik, orası da dolu.
Geriye bir tek Bam kaldı, n'apalım gidelim mi diye düşünürken kendimizi Bam'da buluverdik. Genelde de öyle olur zaten, kimse başka fikir atmazsa son fikre uyulur.
Sonunda masa birleştirip oturduk. Ortalarda geziye gelmiş lise grubu gibi toplu bir halde gürültü çıkararak dolanmayı bırakmış olduk.
Gırgır şamata içinde güzel bir öğlendi.
Hatta bir gün toplanıp bara gitme kararı aldık, şimdilik mekan Nefes.
En son Merve fotoğraf çekti, profesyonel denebilecek bi fotoğrafçının çektiği fotoğraflarla günümüzü belgeledikten sonra yarın derste görüşmek üzere dağıldık.

Uzun bir süreden sonra ilk defa bu kadar sosyal ve güzel bir gün geçirdim.

Oley.

domuz gribi - piglet - winnie


Küçükken çok severdim ben Piglet'i.

Hala çok severim. Ufacık, sevimli, ilgiye muhtaç, ödlek..
Reva mı bu be Winnie? Pek bi efkarlandım.

müthiş sosyal yurt hayatı

Odadayım.
Çıkıp biraz kafa dağıtmak için gidebileceğim başka bi oda bile yok koskoca yurtta.
Tabi olsa da gecenin bu saatinde gidilmez ya..
Bunaldım çok feci, anlatamıyorum bile; anlatamadıkça da içimde kalıyo daha kötü hissediyorum. Ya da öyle bir şeyler işte.

How I Met Your Mother'ın 3 sezonunu bitirdim. Yapacak başka bir şey yok, tam gaz devam ediyorum.

Ondan sonra mı? Hayatıma renk katmayı düşünüyorum biraz. Aynı yeşil mobilyalı odada aynı yeşil masada aynı laptopın başında The Big Bang Theory izlicem sanırım.

hayat kırıklığı

Media Markt açıldı bugün Kentpark'ta. Duyan gelmiş, bin küsür kişi vardı sırada. Girmedik doğal olarak, ama feci felaket bir ucuzluk vardı. Girsem tüm aylık harçlığımı dakikasında yer bitirirdim.

Ordan Kızılay'a.. Kayıp Sembol Türkçe'ye çevrilmiş. Orijinaline para vermemek uğruna bi süre daha beklemek zorundayım ama..

Kısacası heveslendiğim şeyler gerçekleşmedi.
Yarın progress test var.
Hayat Kırıklığı diye bir kitap gördüm. Adı ilgimi çok çekti, içini merak etmedim ama.
Bugün de böyle bi gündü, stop.

o da ne?


Yıllarca dersane, okul, kitap, test derken o çok beklenen üniversite hayatı geldi işte; çok lazımmış gibi. Hayatın en güzel dönemi olduğu söylenen, yıllarca unutulmayacak anılarla dolu dolu geçeceği iddia edilen o sözde parlak üniversite hayatının ilk 2 ayını geride bıraktım.

Tamam, iğrenç ya da rezalet değil kabul ediyorum. Ama nerde o "gençliğin en güzel günleri"? Aksilik üzerine aksilik..

Normal şartlar altında, bir insandan 3-5 ayda birdenbire yetişkin olması nasıl beklenir? Ama yurtta kalıyorsanız, bu normal şartları unutun. Aslında neler neler denir ama olumsuz içerikli yazılı kanıt bırakmak istemem, nolur nolmaz.

O eskilerden kalan sıcaklık, yakınlık yok hiç bir yerde, boşa aramayın; tecrübe konuşuyor.

Çok doluyum galiba ben.

Sustum.