APPLE ÇILGINLIĞI


Söz konusu bir diş alınmış logosuyla Apple olduğunda genellikle iki tip insan gözümüze çarpıyor. Birincisi hayranları, ikincisi ise nefret edenleri. Geride kalan çok az bir grup da "Elma değil mi o?" diyenler ya da ilgilenmeyenler. İlk başta o azınlık gruptaki ilgilenmeyenlerin biraz soğuk duranlar kısmına giriyordum. Çünkü malı kıymetli bir insan değilimdir. Her şeyimi sürekli orada burada unuturum, düşürürüm falan. Buna elektronik eşyalarım, özellikle telefonlarım da dahil.

(Nokia 3220 bana en çok dayanan telefonlardan biridir. Bu son telefonum Samsung Wave de epey sağlam çıktı. Bir kere camı dağılmış olsa da 2 yıldan uzun süredir defalarca düşmesine rağmen hala çalışıyor.)

Neyse gelelim Apple'a geri. Tabiri caizse telefonları hor kullanan biri olduğum için o çıtkırıldım iPhone'lar hiç benlik değil diyordum. Açıkçası sırf görüntüye o kadar para vermeye de değmeyeceğini düşünüyordum. Ta ki Stewie'mi alana kadar. Stewie yaklaşık 2 aylık bir iPad olmakta. Ama sanki yıllardır benimle birlikteymiş gibi elim kolum haline geldi. Bir nevi bağımlılık haline geliyor. Ama bu öyle arkadaşınızın sahip olduğu ve sizin arada oynadığınız bir şeyle olmuyor. Sürekli elinizin altında olmasına yavaş yavaş alıştığınız bir şey olması gerekiyor.

Şimdi elimdeki telefon bana o kadar boş geliyor ki anlatamam. iPhone'un sunduğu seçenekleri hele de Siri'yi gördükten sonra Apple aşkım kabardı. Ara sıra uygun fiyata gördüğümde içim gidiyor. Çeviri yaparak elde ettiğim ufak tefek geliri ek bir fon olarak iPhone'a ayırmayı düşünüyorum. Stewie'ye de kardeş olur hem.

Neymiş? Büyük söz etmemek lazımmış. "Ben istemem, çok saçma." dememek lazımmış. Steve Jobs'a da buradan sevgiler.

Hiç yorum yok: