Nefes almak mı? Bilemiyorum ajandama bakmam lazım.

    Biri Türkçe, biri İngilizce olmak üzere 2 kitap okunacak, bir adet İngilizce hikaye okunacak/yazarın özgeçmişiyle yazım tarzı arasındaki bağlantılar bulunacak, British Culture'ın (politika, sosyal yaşam, geçmiş, bugün, eğitim, bakış açısı ve bir sürü benzeri) özümsenecek, Tur-Eng ve Eng-Tur olmak üzere 5-10 sayfa civarı çeviri yapılacak (hatta metni vermiyorlar, ne çevireceğimi de kendim bulmam gerekiyor), dilbilimde bu hafta itibariyle bir sürü anlamsız cümleyi fonetik alfabesiyle yazılıp daha da anlamsız hale getirilecek, TOEFL ve IELTS listening exercise çalışmaları yapılacak, Almanca ve Fransızca'dan değişik aktiviteler yapılacak.
    "Öff yeaa, çok ödevim var." diye mızırdanasım var aslında ama bunları her hafta sil baştan tekrar edeceğimi düşündükçe bir sakinlik çöküyor içime. Şimdiden şikayet etmeyeyim, zaten dönem sonu şikayet edecek yeterince şey çıkacak.
    Hayır işin kötü yanı, biliyorum ki öyle hocalarım var ki eşek gibi gece gündüz onların dersine de çalışsam alabileceğim en iyi not ya B1 ya da B2 olacak. O yüzden çalışma hevesi de kaçıyor insanın. En güzeli Çevirmenler İçin Yazın. Hem derse kimin girdiği gerçekten fark ediyor, hem de "Kitap çevircem benn!!" hayalleriyle müt-ter'e gelmiş biri olarak edebi çeviri doğal olarak en çok ilgimi çeken alan.

PS: Haftanın en kötü yanı da Kırık Hayatlar'ın dandik bir basımına (sözde sadeleştirilmiş ama yabancı kelimelerin anlamları parantez içinde yanlarında yazılmış, iyice karışıyor her şey) 20 küsür lira verdim. Yani evet kitaba verdiğim paraya acımam ama o 50 liraya 10 kitap alabildiğim zamanlar için geçerli. Okumaktan keyif almadığım bir şeye 5 kitap parası verince sinirleniyorum haliyle.

Hiç yorum yok: