Eee, yaş ilerliyor haliyle...


    Yaşlanmışız biz azizim! Eskiden monopoly asıl ilgiyi toplarken şimdi sabaha kadar okey oynayan bir nesil haline gelmişiz de benim haberim yok. Monopoly'yi bırakıp, 101'e kafayı sarıp saatlerce başında oturabiliyormuşuz. Ah şu gençlik nasıl geçti anlamadım, diyenlerden olmaya adayım sanırım.
    Yoğun bir programa ayak uydurmaya çalışırken ara sıra kafa dağıtmak, uzaklaşmak gerekiyor-muş. Yoksa aşırı stres fena bir şey. (Tabi bunun için etrafınızda bir şeyler yapmaya hevesli insanlar olması lazım, değil mi ama? Yani ilk iki yıl bir yerlere gitmek için insanları sürüklemem gerektiğinden kısa sürede tüm isteğim kaçmıştı.) Şimdi benim birilerini sürüklememe gerek kalmadan plan doğrudan önüme geliyor, herkes hevesli, bu sefer de hava bozmasa bari...
    Sadece boş zamanlarda değil, dolu anlarınızda da etrafınızda eğlenmeyi bilen ve isteyen insanlar olması gerçekten önemli bir nokta.  Ders arasında 20 dakikalık bir süreç bile bir önceki dersin söküp aldığı yaşama enerjinizi geri getirebilir.

PS: Geçen gün yurt kirasını yatırdım, hadi itiraf edeyim ilk an içim bir acıdı. Sonra dekontumu verip, çıkıp odamda duşumu alıp, hiçbir yerden izin alma ve yurtta kalmadığım gün sayısı hesaplama derdi olmadan güzel bir akşam geçirince... O kadar sürmedi zaten be, sadece ilk an acıdı, geçti. :)

Hiç yorum yok: