Edebî bir yazı.


    Gün itibariyle anladım ki edebiyat öğretmenlerinin "çağdaş, güncel" kavramları yaklaşık 100-150 yıl öncesinden kalmış. Onlar için sonrası yok, orada kilitlenip kalmışlar. Tanzimattan sonra Cumhuriyet dönemi bile bir garip geliyor onlara.
    Bölümde edebiyat dersi var diye yaşadığım mutluluk dibe vurdu gerçekten. Biz lisedeyken dönem ödevi olarak edebî döneme ait dergi bile hazırlamıştık. Çıkıp karşıma edebiyatı sevmediğimi, anlamadığımı iddia eden birileri olunca sinirleniyorum. Derse giren kişi öyle bir hoca olacak ki; gelip geçen seneden, bu seneden kitap adları verip okumamızı isteyecek, güncel yazarlardan bahsedecek, günümüz şartlarının edebiyatı nasıl etkilediğini anlatacak. Ne bileyim, kitapların tarzlarına ve hedef kitleye göre değişen ve sık kullanılan kelimelerden bahsedecek. Çeviride işimize yarayacak şeyler bunlar asıl. Her gelen İntibah'ı okutuyor, bize kendimizi geliştirmiyoruz diye kızıyorlar ama asıl onlarda hiçbir ilerleme göremedim ben yıllardır.
    Bölümümde Çağdaş Türk Edebiyatı dersi olmasını bir nebze anlayabiliyorum. Yani tamam içerik çeviriye yardımcı olmasa da hadi bir fikir verme amaçlı zorunlu tutuyorlar diyelim. Bu derse giren hocanın bize Tanzimattan kitaplar okutmaya başlamasını, mantık çerçevesine sığdıramasam da, anlıyorum diyelim. (Yani ben hayatımın hangi evresinde İntibah falan gibi bir kitap çevireceğim ki?!) Ama oturup bize Tanzimat'ın içeriğinden, dönemin adamlarının lakaplarından falan bahsetmesini anlamıyorum. Cidden anlamıyorum. Dönem şartlarını anlatsın elbette ama bana ne bilmem kim paşaya ne dediklerinden? Üstelik bu tarz detayları bilmiyoruz diye "Ne biçim nesilsiniz siz?" şeklinde cümleler, çok gereksiz.

Hiç yorum yok: