Home, sweet home


    Selamlar çok sevgili bloğumun sadık takipçileri ve yepyeni okuyucuları. Bir süredir iletişim kuramadık, farkındayım. Bir anda öyle bir hareketliliğin içinde buldum ki kendimi, anca anca her şey normale dönüyor. Eşya toparlamak, kayıt yaptırmak, eşya taşımak, yerleştirmek, alışveriş vs. derken resmen her sonbahar taşınma telaşı yaşıyorum.

  • En önemlisi, şu an size bu satırları öğrenci evlerindeki odamın yatağından yazmaktayım.
  • Odayla ilgili en güzel şey çatı katı olması, tavanın belli bir kısmı aşağı doğru eğimli. Çocukluğumdan beri çatı katı odası hayallerim tam olarak olmasa da gerçekleşmiş oldu böylece. Pencere ağaçlık bir alana bakıyor ve gece ışıklı bir manzaram var, hoş yani.
  • "Ay öğrenci kartım nerde, öf unuttum geri dönüp alayım, turnike okudu/okumadı/bir daha okutayım, yurtta kalmayacaksam izin alayım" derdi olmadan yaşamaya alışmaya başladım sanırım. Yine de arada saf saf kartıma gidiyor elim. Bir de bloğa girerken görevliye öğrenci kartı bırakmaya alışmışım...
  • Olumlu yönleri gerçekten yadsınamaz. Odada yalnız kalmak kolay, eşyalar iğrenç yeşil değil, tahta görünümlü beyaz. Üstelik yatmak için 4 basamak çıkmam gerekmiyor. Tuvalete girmek için toplamda 3 adım falan atmam yeterli oluyor. Banyoyu benden başka kullanan sadece bir insan daha var, ki bu çoğu evde bile bulunmayan bir güzellik.
  • Yurda baktığımda garip hissetmiyor da değilim, olayların böyle gelişeceğini kim bilebilirdi? Geçen sene evler için onca para vermek anlamsız derken, bu sene girememek ne büyük tedirginlikti benim için... Umarım gerçekten güzel bir karar almışımdır. Oda arkadaşım şeker bir tipe benziyor, Sanat Tarihi öğrencisi, 2 senesi kalmış. Yani son senemde yine değişecek oda arkadaşı.
  • Son birkaç günü mutfakla epey haşır neşir geçirdik. Waffle mı dersiniz, soya soslu tavuk mu dersiniz... Malzemeler hazır, bir ara içli köfte deneyeceğim, o derece yani.
  • Kaldığım blok iyi güzel de önündeki yokuşa alışmak uzun sürecek, onun üzerine bir de 3 kat çıkıyorum. Neyse spor olur, fena mı? Yiyip yiyip oturmaya son.
Aslında hayatımı yazmamak için çaba sarf ediyordum ama bunun konsepti tam olarak da otobiyografik bir deneme değil sonuçta. Bir nevi yurt-ev karşılaştırması diyelim, potansiyel bir Hacettepeli okur da faydalanırsa ne ala.

1 yorum:

Elif Ezgi dedi ki...

e gözün aydın diyeyim o zaman sana :) sonunda çıkmış ev.