Aklından bir sayı tut!






 Tuttun mu? Bırak şimdi. (İlköğretim düzeyi espriler gerçekten o düzeyde kalmalı sanırım.)


    Yine bir Jodi Picoult eseriyle dönüş yapıyorum. Efendim daha önce okuduğum kitaplarına göre hatun bu sefer o kadar da büyük bir twist yapmamış finalde. Yani yapmış da olayın doğruluğuna inanıp inanmamayı okuyucularına bırakmış bence. Çünkü ben hala şüpheliyim. Sonlarda fantastik bir iki ufak öğeyi mantığa bağlayıp finalde yine ortaya atması pek hoşuma gitmedi ne yalan söyleyeyim.




    Başlarda nasıl toparlayacaklar falan derken öyle bir döndü ki hikaye, kalakaldım gerçekten. Gayet zekice bir kurguydu, polisiye severlere önerilir. Ama şu kitaplarda filmlerde yarım saat/100 sayfa geçmeden hop diye detayları çözen, katilin nerde ne yapmaya çalıştığını anlayan tiplere gıcık oluyorum. Gerçek hayatta da var mı bunlar cidden acaba? Sherlock'çuluk oynuyorlar gibi görünüyor dışardan.



Diğer yazılarıma göre epey kısa yorumlar yaptığımın farkındayım ama ikisi de okumadan anlatmakla olacak kitaplar değiller. Bir de itirafta bulunmak gerekirse, ben epey daha kitap okudum, ama neleri okuduğumu şu an hatırlayamıyorum. Onlar da başka bir yazıya kaldı artık. Görüşmek üzere, takipte kalın :)
(Ezginin kitaplığı vol bilmem kaç başlıklarına da esprisine başlamıştım daha iyi bir şey bulunca değiştirmek üzere, bulamadım gitti.)

Hiç yorum yok: