Ağlamak güzel değildir.

Moonlight Sonata.
Sizde ne gibi etkiler uyandırır bilmiyorum ama beni hüzünlendiriyor.

it’s in their perfect drops as they run down slowly on your cheek
their warm salty touch
the sound of the tears crashing on the floor
the ache in your eyes after crying for a while
the most that special inner peace and lightweight of your soul after crying

(from "friendlyheart")

    Üzerine şarkılar, şiirler, kitaplar yazılmış: Ağlamak güzeldir. Yalan, koskocaman bir yalan. Daha doğrusu yanlış anlaşılma diyelim. Güzel olan ağlamak değildir ki!
    Bu konudaki görüşümü paylaşan ve bu konuda şimdiye kadar bir şeyler yazmış bir sürü insan vardır diye düşünüyordum. Ancak şimdiye kadar aramalarım sadece yukarıdaki şiirle sınırlı kaldı. Yazar aslında şiir olarak bile yazmamış, bir forumda yorum olarak yazmış sadece. Başka bir dilde bir insanı bu kadar etkilemeyi başardığının farkında bile değil üstelik.
    Neyse, konumuza geri dönelim. Nerde kalmıştım? Güzel olan ağlamak değildir ki! Ağlarken hiç hoşlanmadığınız şeyler yaşarsınız üstelik, mutsuzluğun çok koyu olduğu bir andır "ağlamak". Gözyaşları akar, burun akar, baş ağrır, hıçkırıklar falan derken aslında çok sinir bozucu bir durumdur ağlamak.
    Ağlamayı güzel kılan o kriz dalgası geçtikten sonraki huzurdur. Evet, mutsuz olduğunuz konular hala orada bir yerde durmaya devam eder. Ama o huzur duygusu her şeyi bir kenara atmıştır, gözleriniz hafif hafif acır. O acı hala yaşıyor olduğunuzun tek kanıtıdır sanki. Düşünme, hareket etme, hissetme gibi özellikleriniz felç olur. O kadar güzeldir ki her şey. Ağlamak güzel değildir. Güzel olan ağladıktan sonraki ruh halinizdir. Sadece nefes alırsınız ve gözleriniz acır, o kadar. İçiniz acımıyordur artık, sadece gözleriniz acır. Olsun varsın. O ana kadar neleri neler uğruna feda etmişsinizdir, içiniz acımasın da gözleriniz ağrısın. Hele de ağladıktan sonra birinin kollarında avunabiliyorsanız; ağlamak değildir güzel olan, sonrasıdır. Evet gözleriniz çok acır, ama kimin umurunda?


Für Elise.
Aşkı anlatır çoğu insana, beni bu da hüzünlendiriyor.
(Fransızca kursunda hocamız baş harflerimize göre Fransızca isimler vermişti bize, bana Elise derdi. Bir dönem kullandığım "adıma" beste yapılmış olması garip bir his yaratmıyor değil. Birinin sizin için bir şeyler yazması harika bir şey olsa gerek; o şey ne olursa olsun.)

Hiç yorum yok: