İlişki uzmanı da değilim ama...

Üç karakteri de içimde barındırıyorum sanırım (hatta bazen saatlik değişimlerle). Gerçekten yorucu.

            İnsanlar bazen ne kadar ilginç oluyorlar, değil mi? Zaten neredeyse hepsinden tamamen kopmuş vaziyetteyken, kaç yıllık arkadaşınızla bir fincan çay içmeniz eski arkadaşlarınız arasında krize yol açıyor. Bana gelince, bu kadar küçük hesaplar yapmanın hiç yararı olmayacağı gibi üzerine zararı olur diye düşünüyorum. Bu hale de gelecek kadar garipleşmemeli hiçkimse. Olsun varsın, herkes yaptığının sonuçlarını eninde sonunda kendisi yaşıyor. Kimsenin teşekkürüne ya da bedduasına göre yaşamanın anlamı yok. Sadece bazı şeyleri bilip susmak zorunda kalmak kahrediyor, ama ona da çare yok.
            Bazen bir kez olsun "Millet ne düşünür?" kaygısı olmadan hareket etmek gerekiyor. Tedirginlikleriniz, endişeleriniz olmayacak mı? Elbette olacak, kimin aklında hiç soru işareti olmadan yaşadığı bir dönemi vardır ki? Böyle davrandığınız için de kimsenin hiçbir suçlamasını kabul etmeyin. Çünkü bazen gerçekten hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değildir. Bir ilişki bittiyse, hiçbir şey uğruna uzatmaları oynamaya, sürüklemeye değmiyor. Olmayacak şeye amin demenin yararı ne? İleride yorulacağınızı, yaralanacağınızı belki de parçalanıp yok olacağınızı bile bile taşlı çamurlu bir yola girmeye değmez. Aşkı, ortak noktaları ve birlikte güzel vakit geçirebilmeyi geçtim, huzurunuz bile yoksa bir süre sonra geriye bir şey kalır mı o ilişkiden?
            Bazılarınız bir sonraki sefer de her şeyin güzel gideceğinin garantisi olmadığını söyleyebilir, bu ihtimalin varlığını inkar edemem elbette. Ama bir köşeye çekilip bekleyerek doğru insanı bulmak da imkansız. Hiçbir insan kendini yalnızlığa mahkum edemez ya da etmemelidir. Sonuçta dünyadaki en kötü ilişkiden bile geriye güzel bir başlangıç kalır.

3 yorum:

Elif Ezgi dedi ki...

Bu yazı benimde son zamanlarda yaşadıklarımı özetlemiş ya :) 'Çünkü bazen gerçekten hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değildir.' çok doğru demişsin burda. gerçekten öyle ve millet ne düşünür kaygısını atamıyorum ama ben.

uyarmadi deme dedi ki...

Eğer o ne düşündüğünü önemsediklerin, senin ne hissettiğini önemsemiyorlarsa hayatına karışma hakları yoktur bence. Gereksiz yere uzun süre o kaygıyı taşıdım, bir yerden sonra koyverdim gitti. İlk bir kaç hafta garip hissediyorsun ama bir süre sonra kendi doğrularınla yaşamanın güveni ve istediğin şeyleri yapıyor olmanın mutluluğu geliyor. :)

Elif Ezgi dedi ki...

Öyle mi dersin? Ben bilemiyorum ki işte boşvermek zor geliyo. düzeltsem diyorum en azından elimden geleni yapsam,ama bu olan biteni haketmiyorum ve yanlış olduğunu bile bile devam ettiriyorum bazı arkadaşlıklarımı. bakalım ben ne zaman koyvercem gitcek :(