at the and of the finals...

enjoy the silence.


    Her  final döneminin sonunda klişe olmaya hazırlanan ikiliğimi de yazdıktan sonra bir şeyler yazmaya başlayabilirim. Aslında o kadar çok değişiklik, gariplik, yenilik, karar alıp verme ve olay gerçekleşti ki hangi birini ekleyeyim diye düşününce sapıtıyorum.
    En yakında aldığım karar (daha doğrusu en büyük isteğim şu an diyebilirim) ile başlayayım. Yurdu bırakıyorum. Yani yine kampüste yaşamaya devam edeceğim ama Öğrenci Evleri dediğimiz 2 kişilik odalara geçiş yapma arzusu içindeyim. Tabi yeni kayıtlarla birlikte başvuru yapmam gerektiğini öğrenince biraz moralim bozulmadı değil. (Tamam itiraf ediyorum, "biraz"dan fazla bozuldu; gözlerim yanmaya başladı, yurda tıpış tıpış geri dönerken içimden lanetler yağdırıyordum.) Ama biraz durup düşününce, dereceme güvenebilirim sanırım.
    Gelelim bu isteğimin temeline: Oda arkadaşları önemli azizim. Yani ya gerçekten iyi anlaşırsın, ya da selamlaşıp birkaç temel konu dışında konuşmaz, akşamdan akşama odaya gelince görüşürsün. Benim durumumda her şey çok tuhaftı. Dışarıda görünce neredeyse selamlaşmadığın insanlarla odanın içinde can ciğer kuzu sarması olman bekleniyor. Eh, hal böyle olunca dayanma sınırım da bir yere kadar idare etti. İçeride ayrı, dışarıda ayrı davranmak benim kitabımda ikiyüzlülük yapmaya giriyor ve ben böyle bir insan gibi hissetmeyi kaldıramıyorum.
    Aslında buraya yazamadığım süre içerisinde yazıp bilgisayara yazıp depoladığım bir sürü şey vardı. Kendi bilgisayarımdan yazarken postlamak lazım. Şu an Camelot izlemeye dönüyorum, ilk sezonun son bölümü. Bir ara da Merlin vs Camelot tarzı bir şeyler yazasım var aslında, unutturmayın.

    I'm back.

Hiç yorum yok: