TÜÇEB Mart Ayı Etkinliği Bittt...


    Günler geçti ve ben TÜÇEB etkinliğinden bahsedemedim bir türlü, kısmet şimdiyeymiş.
    Gece 3 gibi Ankara/Beytepe'den yola çıkan Hacettepe güruhu olarak (birkaç Bilkentli ile birlikte) sabah 8 sularında Arel Üniversitesi'ne vardık. Tabi ister istemez acıkıyor insan, konferansa da daha vakit olduğunu düşünerek kahvaltı ettik, ardından biraz oturduk, sohbet ettik. Konferanslar gayet güzeldi de 5-6 saat sürünce gerçekten insanı sefil edebiliyormuş. Bir de otele yerleşme faslı falan derken açlık sınırını zorladık epeyce. O yüzden aklımda konferansla ilgili çok da bir şey kalmış değil aslında. Oteli de Atılım Üniversitesi'nin beğenmemesi üzerine değiştirmeyi düşünmüş olsak da gayet güzeldi, temizdi en azından.
    İkinci gün Boğaziçi Üniversitesi'ndeydik. İkinci oturuma girmeyip İpek'le biraz vakit geçirebilmek güzeldi. Aksilikler de olmasaydı daha güzel olacaktı. Bir de üçüncü oturum çıktı başımıza falan, yorucu bir günün üzerine bir de temsilciler toplantısı yaptık. Yine açlık sınırlarını zorladık, sinirlerin gerilmesi de cabası. Akşam 6 gibi falan kendime lanetler yağdırıyordum, yurtta paşa paşa oturup film izlemek varken oralarda ne işim olduğunu düşünerek.
    Yine de onca şeye rağmen geri dönüp bakınca, beklentilerimden farklı da olsa, kendi çabalarımızla bir etkinliğe gidip alnımızın akıyla çıkmış olduğumuz için topluluk yönetim kurulu adına güzel bir etkinlik olduğunu söyleyebilirim. Otobüs ayarlama, kalacak yer ayarlama, iletişim, yaka kartları... Kurumsal İletişim'e sonsuz saygılar, söylenmeden yaptığı onca iş için.
    İstanbul'a gidip iki günü de konferanslarda geçirip dönmek zorunda kalmak da sadece yönetim kurulunun laneti olsa gerek. Arkadaşlarım Eminönü senin, Galata benim gezip tozarken, çok yemekten midelerini bozacak hale gelirken saatlerce konferanslarda oturmak reva mıydı? Tamam iyiydi güzeldi de insanın da bir dayanma sınırı oluyor, itiraf etmek lazım. Bana çok geldi.
    Çeviri eğitimindeki sorunlara hocalarımızın yaklaşımlarını görmek güzeldi. En azından "her şey güllük gülistanlık ama öğrenciler sorunlu." diye düşünmediklerini anlamış olduk. Bir de çözüm için adımlar atabilsek... Zamanla diyelim artık. İkinci etkinlik için de benzer bir şeyler düşünülmekte. Bence bu konuda yanlış yoldan ilerliyoruz. Daha pratiğe yönelik, öğrenci merkezli bir şeyler yapmak lazım. Hocalar ve sektörden adamlarla konferanslar topluluk etkinliği olarak da yapılıyor zaten. İlk etkinlik için tamam ama diğerlerinde değişikliğe gitmek gerekiyor. Trados tanıtımı ve eğitimi fikri fena değil mesela, bu yoldan ilerleyelim gençler. Buradan da sosyal mesajımı vermiş olayım, yoksa bireysel olarak işin içine girmek gibi bir niyetim yok. O konu bu aşamada beni enerji ve özellikle dayanıklılık bakımından epey bir aşıyor.

PS: Hocam TUÇEB değil, TÜÇEB. Söylemeyi çok istedim ama cesaret edemedim, umarım biri düzeltmiştir.
PS2: Nisanda yerel etkinliklerin Ankara ayağını Atılım üstlenir umarım.
PS3: Etkinlik bildirisi tasarımı... Buraya kafası karışık, çok da gönüllü olmayan ama bir yandan da kaytarmaktan yana da olmayan bakış atan smiley istiyorum.

Hiç yorum yok: