çevirmek güzeldir.

    Çeviri en fazla ne kadar eğlenceli bir iş olabilir ki? Hele de çeviri kontrolü? Böyle düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz, Söz konusu İMT10/02'nin çeviri dersi ise emin olun gülünecek bir şeyler bulunuyor.
    Serin bir köpek buz tepsisindeki donmuş et suyu gibi hareket eder. Vahşi somonlar D vitamini açısından zengindir. Gözünüze tuzlu kaydırıcı dökmelisiniz. Ayrıca powerade çeşnili bir spor içeceğidir.
    Bunlar maalesef benim yaratıcılığımdan çıkma eserler değiller ama ben de bazen yaptığım çevirilerde ilginç şeyler yapıyormuşum, sonradan okuyunca fark ediyor insan. Film afişi yazar gibi çeviri yapıyorum mesela genelde: Bir John Kenwald Rüyası: Ev Tamiratı Kabusu. Film adı değil, adamın rüya günlüğünden yaptığı alıntıya basit bir bilgi sadece. Tabi benim algılayış ve yansıtış tarzım biraz farklı (!).
    Bunlar an itibariyle aklıma gelenler, tabi bir de derste uyuyakalıp horlamaya başlayan güruh var ki sormayın gitsin. Çeviri kuramı hak getire zaten, arada bir iki method gördüğümüz yanımıza kar kalıyor şimdilik. Zaten deriiiin derin kuram inceleme arzusunda da değilim.
    Biraz da şikayet: "... diyor bilmem kim. ... diye ekliyor başka bir şahsiyet." şeklinde çeviri yapmak istemiyorum ben arkadaşım. Çok yapay duruyor. Ayrıca "Monkey God created Cheetah and Bubbles in the banana garden." cümlesindeki maymun isimlerine Türkçe'deki bilinen maymun isimleri (!) olarak çevirme fikri önünde saygıyla eğiliyorum. Adem'le Havva bağlantısı kurup Madem ve Mavva olarak falan da çevirmedim, olduğu gibi bıraktım, yine olsun yine yaparım. Çevirmen bensem bu benim en doğal hakkım (Source-Text oriented gitmek istiyorum belki ben), yok çevirmen ben değilsem o zaman niye çeviriyorum zaten?

Hiç yorum yok: