dertsiz başa dert arama sendromu

    Yaşadığınız huzurdan huzursuzluk duyduğunuz oldu mu hiç? Benim gibi ilginç bir insansanız mutlaka olmuştur. Kontrolü elimde olmayan şeyler her zaman gerginlik hissimi tetiklemiştir. Mantığı toptan geri plana atarak, hatta biraz zorlarsak mantıksız davranmak hiç alışkın olduğum bir yaşam tarzı değildi. Son birkaç aydır yaşadığım bu durum yüzünden şu sıralar gayet huzurlu da olsam içimden bir ses hep bir şeylerin ters gideceğini söylüyor.
    Kontrolü elimden bıraktığımda hep sonradan pişman oldum. Bu sefer huzur duygusu hiçbir şey düşünmemeye yeterli mi acaba? Tedirgin olacak binlerce konu bulmakta hiçbir zaman üzerime insan tanımamışımdır. Ama kendimi bile aştığımı fark ettim. Bazen sonradan ne olduğunu bile hatırlamadığım o kadar ufak ayrıntılara takılıyorum ki.. Ve en nefret ettiğim şeyi yapıp dışarıdan insanların düşüncelerini göz önünde bulundurarak hareket etmek istiyorum, öyle hareket edemediğimde de huzursuzluk artıyor işte. Oysa ben değil miydim "Millet ne düşünür?" klişesinden nefret eden, insanları yargılamaktan nefret eden, yargılanmaktan nefret eden?
    Kendimi tanıyamadığım anlar oluyor, bu ben değilim, bana neler oluyor diye çığlıklar atmak istediğim. Pişmanlık da değil ama adını koyamadığım bir duygu içimi kemiriyor. Değişmek mi yoruyor acaba beni? Değiştiğim halimi mi sevemedim, bir anlasam... Bir an geliyor her şeyi geride bırakıp gitsem diyorum, bir an geliyor sonunda olduğum yerde de huzura erebildim diyorum.
    Özgürlük kavramının uzaklaşması korkusu da var bir yandan. Hep öyle olmak zorunda olmadığını biliyorum, ama eski sinir bozukluklarının geri gelmesinden de korkuyorum sanki.
    Aslında kısaca benim yaptığıma tıp literatüründe dertsiz başa dert arama sendromu deniyor. Ama son derece başarılı bir örnek olduğumu da kabul etmek lazım. Çok iyi beceriyorum kendime soru ve sorunlar üretmeyi. Hayatımın hangi aşamasında sadece kendi düşüncelerime göre yaşamayı öğrenebileceğim ben?

Hiç yorum yok: