Babil'in Çocukları


    Eski çağlardan birinde insanlar, gökyüzünde yaşadıklarına inandıkları tanrılara ulaşmak için uzun, upuzun bir kule inşa etmeye karar verdiler. Bunu gören tanrı, çok sinirlendi ve kuleyi yıktı. Ama ne çare! Bu öfkesini dindirmeye yetmemişti. Bu insanlar aynı dili konuştukları için birlikte iş yapmakta zorlanmamışlardı. Böyle düşünen tanrı, hepsini farklı dilleri konuşmaya mahkum ederek dünyanın dört bir tarafına sürgün etti. Dillerin ayrıldığı o gün, aynı zamanda çevirinin doğduğu gün oldu.


    Derginin adı da bundan sebeple Babil'in Çocukları.

    Bir daha dergi aldığımda yazardan çok tasarımını teknik işini yapan elemanlara şükredeceğim, işte buraya yazıyorum. Bu ilk sayı olayı ne zormuş aman yarabbi! Yazı fontundan başlık boyutuna kadar otur tek tek düşün, boşlukları değerlendirme yolları hakkında kafa yor, renkler, arka planlar ve daha neler neler. Şekilci bir insansanız, tam bir kabusa dönüşüyor her şey. En ufak ayrıntıda bile 10 dk düşününce iş, içinden çıkılmaz bir hal alıyor.
    Günlerdir saatlerce uğraştık. Sıralama, temalar, arka planlar neredeyse hazır sözde; ama iş uygulamaya gelince onlar on kere değiştiği için yarısı anca bitti diyorum. Yalnız söylemeden geçemeyeceğim hiç şikayetçi değilim; işin teknik kısmından anlayan biri olduktan sonra; o öyle olabilir, bu böyle olsun demek gayet keyifli bir iş. (Tabi agresifleşmediği sürece :p)
    Çeviri dergisi nasıl bir şey olur, yaparak öğreniyoruz. İşin zor kısmı da bu. Google Docs, Google Docs olalı bizim topluluk kadar yoğun kullanıma maruz kalmamıştır herhalde. Haydi bize kolay gele.. Kapak resmimizi eklediğim günleri de görme dileğiyle yazıma son veriyorum.

Hiç yorum yok: