exama non grata - istenmeyen sınav

   Sınavlar ile tam gaz devam. En korktuğum iki sınavımdan biri, lexicology, cuma günü geçti gitti, gayet de güzel geçti sanırım. Yani umarım. Kendisi için "persona non grata"dan bozarak "exama non grata" demiştim, lafımı geri alıyorum.

    Asıl belam pazartesi; speaking skills. Exama non grata yeterli bir kavram değil, resmen hayatım o 4 dakikaya bağlıymış gibi hissediyorum. Sunum konum synesthesia. İlgilendiğim sevdiğim bir konu olsun ki, konuşmak kolay olsun dedim. Benim de sinestetlere özgü yanlarım olduğu göz önünde bulundurulursa.. (Ki bunu en iyi İpek bilir, trafik ışıklarının üçgen olduğunu iddia etmiştim bir ara, aslında renklerinden bahsetmeye çalışıyordum; bir de diretiyorum savunuyorum falan, yaparım yani :p) Lakin mesele ne sunumu hazırlamak, ne de çalışmak.. Çıkıp millete anlatma aşaması var ya, o 4 dakika gözümde asırlara dönüşüyor resmen. Neyse, bahsettikçe mideme ağrılar giriyor. Ondan sonra adam gibi sınav da yok zaten, 3 tane daha var ama önemli değil. Ah o bi geçseydi..

     Bu aralar her şey bir garip. İçime kapanıyorum sanırım yavaştan, imdat. Odadan çıkmayan bir insan haline geldim. Yaptığım bir şey de yok, eskisi kadar uyumuyorum, öyle sürekli ders çalışmıyorum, adam gibi film izleyemiyorum ya da kitap okuyamıyorum; peki nasıl geçiyor bu zaman?

    İnsanların çoğunun, benim ne zaman ne hissettiğimi anlayamadıklarını fark ediyorum bu aralar. Bu kadar anlaşılmaz mıyım ben yahu? O kadar gergin ve sinirliyim ki kendime şaşırıyorum. Dışarı yansıyan içimdeki agresifliğin onda biridir anca. Hal böyle olunca kimseye saldırmamak için uzaklaşmayı tercih ediyorum. Yalnızlık da güzel aslında, sevmiyorum diyemem; ama bazen bir bardak çay içip güzelce sohbet edecek insan da aranıyor, elde değil.

Hiç yorum yok: