çeviribilim mi, lanet olsun dostum


    Bugünlerde bu sözcüğü duymak kabus gibi bir şey haline geldi. Çeviribilim işin sadece kuramsal yanını anlatan, terimlerle dolu iğrenç bir iş. Yok ona göre çeviri, yok buna göre çeviri, kafasına esen atmış ortaya bişeyler. Bilkent sadece pratiğe dayalı eğitim veriyormuş, bizimkinde de hiç kuram olmasa keşke diyorum bazen.

    Hayatımda işlediğim en sıkıcı Reading Skills dersini işledim bu hafta sanırım. Allah razı olsun, arkadaşlar eğlenceli kıldılar dersi.

    "Read" fiili ve collocationlarını falan görürken "read well" için "şehvetle okumak" diyen arkadaşın kim olduğunu bilmesem de gönülden bir alkış gönderiyorum. Akşam oldu hala gülüyorum.

    Signifier-signified-sign anlatılırken, nesnelere verdiğimiz ifadeler olmasaydı nesnelerin önemi kalmazdı gibilerinden felsefeye giriş yapan arkadaşa da gönülden bir alkış.

    Hoca da simültane çeviride prediction en önemli kavram deyip duruyor. "Mütercim-Tercüman mı olucaz, Müneccim-Tercüman mı?" diye sormak istiyorum. Fazla zor bir iş mi seçtim acep?

    Alper Hoca da çift anadala 2. sınıftan itibaren başlamamızı önerdi, yoksa sene uzatma ihtimalimiz varmış dersler çakışabileceği için. Fransızca'ya asılmak lazım sanırım.

Haydi bakalım Translation Equivalence Concept beni bekler.

Hiç yorum yok: