güneşe çarptım galiba

 Albea Sole

Bugüüüün ilk kez direksiyon başına geçtim. Ben sanıyordum ki güzel güzel bi çalışma alanına gidip orda uğraşıcaz. Ama bir baktım Keçiören civarında, trafiğin orta yerinde sürücü koltuğunda oturuyorum. Daha kötüsü araba hareket halinde. O an insana bir dinginlik çöküyor ve en fazla ilk turun ardından eliniz ayağınız otomatik harekete geçiyor sanki. Söylerlerdi de inanmazdım.

Yol 4 km'lik bir elips şeklinde, bir trafik ışığı ve 4-5 tane de viraj var. Ancak şehirin dışına doğru kaldığı için iş kamyonu mu ararsın, traktör mü ararsın. Hatta bi inek sürüsü geçene kadar bekledim, tam kalkış yaptım ki önüme psikopat bi buzağı atladı. Bir sürü de sürücü kursu arabası, abuk subuk yerlerden geri dönmeye çalışanlar yol ortasında duranlar falan.. Üstelik hız sınırının 50 olduğu yolda, ben -niyeyse artık- 55'te gidiyorum; elin traktörü bile beni geçiyor! Tam bir kaos. Ama yine ilk turun sonunda alışıyor insan, naparsın. Dediğim gibi çok da zor bi iş değilmiş.

Unutmadan ekleyeyim, şu sağ sol işi viteste biraz etkilese de sol ayak debriyajdan başka bi şeyle ilgilenmediği için sorun olmadı. Debriyaj yüzünden ayağım ağrıyo, sürekli ona basıyoruz sonuna kadar yahu.

Direksiyona da can simidi gibi yapışmışım, adam diyo "Merak etme kaçmaz, az rahat bırak sen onu.."

Altımda bir Fiat Albea Sole, 2'den 5'e kadar -arada 15-20 dk bir molayla- direksiyon başında idim. Son 5-6 tur hoca sustu, direktifleri falan bıraktı. Tabi tedirgin sürmeye başladım ister istemez. Ama hoca "Ben ne kadar az karışıyosam o kadar az hata yapıyosun demektir." dedi. Ben de aa iyi o zaman şeklinde rahatlarken, "Çok da gevşeme arkadan tır geliyo" demesiyle yola döndüm tekrar. Bir sonraki derste daha rahat olucam sanırım.
_______________________________________________________

Zaten günün sınavı araba sürmek değildi, eve dönüş aşamasıydı. Güzel Ankara'mın güzel sıcakları sağolsun 35 dereceyi gösteriyordu bugün. Araba kullanırken anlamamışım ama felaket sıcaklamışım. Güneş çarptı sanırım, ya da ben arabayla güneşe mi girdim tam çözemedim o arayı. Kendimi nasıl eve atıp başımı ıslattığımı hatırlamıyorum. Hatta taksi şoförüne "Güvenlik Caddesi" dedim, adam bana "Güven Hastanesi'ne çekiyim mi iyi görünmüyosunuz." dedi. O kadar mı kötü görünüyo halim, yok iyiyim gibi bişeyler mırıldanıp, yolu tarif ettim.

Hala kendime gelebilmiş değilim, dünya olması gerekenden hızlı dönüyor.

Ama bu iş keyifli bir iş, cuma gününü korkuyla değil keyifle bekleyeceğim. Sabah'ın 8.30'unda olması da sıcaklar açısından hayırlı.

Hiç yorum yok: