yeni yine yeniden

Aym bek. Ttnetin yaz paketi ile 3 aylığına yine Zonguldak'tan line üstündeyim, limitsiz bir vaziyette.

Zonguldak'a gelince her seferinde yaptığım bir ritüel olarak sinüzit oldum. Ama bu sefer antibiyotik içiyorum, değişiklik olarak.

Ahmet Erdoğan tayfası ile de buluşacağız sanırım bu aralar, hey gidi çocukluğum be modunda geziyorum ortalarda. Yaşlanıyorum azizim, yaşlanıyorum.
 
Sil Baştan'ı ve Kız Kardeşim İçin'i okudum bu aralar. Jodi Picoult hayatımın en önemli yazarlarından biri haline geldi Yapboz ve Kız Kardeşim İçin'den sonra. Kadındaki nasıl bir hayal gücüdür, nasıl bir gerçekçiliktir anlamadım gitti. Temmuz'da Olgunlar'a gidile, diğer tüm kitapları alına. Şimdi de Cahillikler Kitabı'nı okuyorum. Kül Mevsimi ve Piç Fantazi'yi vermeseydim keşke okumadan, sıkılmaya başladım ki daha 2 hafta burdayım.

Benjamin Button'ı sonunda izledim. Eh bu muydu yani? İyi hoş da ben daha büyük bişeyler bekliyodum çevreden aldığım duyumlara göre. Uçurtmayı Vurmasınlar, kitabı kadar güzel ve üzücüydü.

Ev felaket kalabalık günlerdir, dayılar teyzeler ziyarete gelince.. Ne ara vakit buldum da yaptım ben bunları acaba, şu an merak ettim gerçekten. Kuzenim de ikizleriyle geldi, ye onları ye. Karşı da çıkmıyorlar zaten, yeter ki biri sevsin konuşsun da başka bir şey istemiyorlar fırlamalar.

House istiyorum artık, House krizine girdim iyi değilim. Tüm sezonları 2 ayda yalayıp yutunca birden yoksunluk hissetmeye başladım. Şöyle adam gibi bi yaz dizisi de çarpmadı gözüme; eskilerden ne izlesem, ne izlesem..