Hacettepe vs Midas

Midas hikayesini bilmeyeniniz yoktur. Kısaca özetlemek gerekirse, Frigya Kral'ı Midas paraya çok düşkün bir kraldır, bir gün "Her dokunduğum altın olsun" dileği gerçek olur. Sonra anlar ki başına gelen büyük bir beladır, yiyemez içemez olmuştur. Gediz Nehrinde yıkanır, bu beladan kurtulur.
Aradan yüzyıllar geçmiş, ama efsane yaşamış. Fakat farklı bir biçimde, "Hacettepe" efsanesi olarak varlığını sürdürmüş.
Hacettepe, Ankara'nın ortasında, yüksekçe bir tepedir. Bir zamanlar, sevgililerin buluştukları, kavuşmaları, evlenmeleri için el açıp dua ettikleri, yani hacette bulundukları bir yerdir.
Bir zamanlar Ankara'nın çok tamahkâr, gözünü dünya malı bürümüş bir sultanı varmış. Her sabah bu tepeye çıkar, Tanrı'ya el açar, hacetini söyler: "Neyi tutsam altın olsun." diye yalvarırmış. Bir sabah, tepede Hızır'ı karşısında buluvermiş. Hızır: "Peki, demiş. Git sarayına, neye dokunursan altın olacak." Sultan sevinerek gitmiş. Neye elini sürerse altın oluyormuş. Sofraya oturmuş, ekmeğe el atmış, altın olmuş. Yemeğe dokunmuş, altın olmuş. Başlamış ağlamaya. Derken, Hızır yine görünmüş: "Neye ağlıyorsun?" demiş. Sultan: "Neye dokunsam altın oluyor. Açlıktan öleceğim. Beni kurtar." diye yalvarmış. Hızır: "Bu sana bir ders olsun. Git, hacette bulunduğun tepede yıkan, abdest al, iki rekât namaz kıl, eski hâline dönersin." demiş. Kral da Hızır'ın söylediğini yapmış ve altın belâsından kurtulmuş.
O gün bugündür de o tepeye de "Hacet Tepesi" denirmiş.

Bu sebeptendir ki yer adı olan Hacettepe'nin a'sı uzun okunurmuş.
Hep merak eder dururdum anlamını, tüm olay bir google aramasına bakarmış.
Yani uzun lafın kısası; hacettepe, dilek tepesi demekmiş.