plaklı figüran kahvehanesi


Bugün bir Gençlik Parkı yaptık efendim. Ya da Gökçek Parkı mı demeliyim? Töbe yarabbim ya.. Neyse, gittik gördük, oturduk bir şeyler yedik. Lunapark'a gittik. Çarpışan arabalarda belimizi kırıyorduk. Korku tüneline binelim hadi haha şeklinde dalga geçerek korku tüneline girdik. Korkmadık tabi ki, bu konuda daha fazla konuşmak istemiyorum kesinlikle, öhömm.

Ardından Kızılay'a geçip, Plaklı Figüran Kahvehanesi'nde oturduk, bir şeyler yiyip tavla oynadık. Servis ve yiyecekler çok iyi olmasa da ortam çok güzel. Eskilerden çalınan şarkılar, her yanda eski posterler, film afişleri, daktilo gibi eski cihazlar.. Çay içip sohbet etmek için harika bir yer.

Ordan çıktık, mağaza mağaza gezdik; huy değiştiriyorum yavaş yavaş, eskiden böyle çok sevmezdim böyle şeyleri. Sonra gidip oturduk, nereye mi? Evet bildiniz, tabi ki Sobe'ye.

Tavla, tabu ve bir şeyler içerek geçen birkaç saatin sonunda durağa doğru yürürken günün bombasını yaşadık. Kızın biri dönüp sevgilisine o eşsiz benzersiz soruyu sordu; "Aşkım, sırtım nasıl? Seksi mi?"

Aaa söylemeyi unuttum, arada kaynadı. Kur atlama sınavını 46/50 ile ilk sıradan geçtim heheh. Eylülde A1 kurunu bitirme belgelerini de vereceklermiş. Fransızca'ya iyice ısınıyorum, ilk seviye Fransızca hikaye kitaplarım ve bir de Collins French Dictionary'm var. Yazın biraz uğraşmak lazım.