decathlon'a girerken taciz şoku

Bu akşam tam Decathlon'a girerken arkamda bir el hissettim, şok içinde dönüp baktım tabi. Ama kimseyi göremedim. Sonra pis pis sırıtma sesi duydum bir yerden. Aşağı doğru baktım ve sapığımı gördüm.

Kendisi yaklaşık 1,5 yaşında sevimli bir bebe idi. Annesi kapşonuna yapışmış panik halinde çekiştiriyordu. Gülmeye başladım haliyle. Velet yaptığıyla yetinmiyo bi de üstüme saldırmaya çalışıyo daha da. Annesi özürler dilemeye başladı, rengi değişti kadıncağızın. Önemli değil falan dedim ama o sırada velet başka yöne doğru almış başını gidiyodu zaten. Kadıncağız tekrar özür diledi ve küçük bela oğlunun peşinden gitti. Hala hatırlayıp hatırlayıp gülüyorum o kapşonundan geriye doğru çekilirkenki halini.

Ananemler geliyo yarın kontrole. Umarım bir sorun çıkmaz.
Rüzgar çok hastaydı bu aralar, midesindeymiş problem, Ankara'ya getirip Hacettepe Çocuk'a yatırdılar. Ameliyat olcakmış kuzum, onun midesi ne kadardır ki ameliyat edicekler. O da iyileşsin bir an önce de bizi böyle korkutmasın artık. Çınar'la da telefonda görüştüm. "Kız kaçırdı diyolar senin için" dedim, "Auuu oouuu" dedi bana. "Ben öyle şey yapar mıyım teyzecim" mi demek istedi tam çözemedim.

Pazartesi Fransızca'da 3. kur kaydımı yaptırıcam.

Kahve Dünyası'nın getirdiği kahve çekirdekli çikolata drajelerinden yemeli. Üstelik çikolatadan yapılmış minik bir kap içinde getiriyorlar. Brownie'si de çok güzel. Ama çok ağır, 2-3 çataldan sonra devam edemiyo insan. İçerdeki televizyonda dönüp duran mekan tanıtımını izleyince ikram olarak elmalı çörek almak da için cabası tabi.

Profestival de yaklaştı. Bekliyoruz bakalım. 28-29 Nisan'da otomotiv bölümünde eski arabalar sergisi varmış. 12'den önce bir göz atmak lazım konser alanına geçmeden.

İnsanın bir programı, hem de dolu bir programı olması ne güzel bir şeymiş, özlemişim.

Hiç yorum yok: