puzzle yapmak falan


Bir zamanlar merak saldığım puzzle işi yine su yüzüne çıktı. 1000lik bir puzzle almıştım, bkz: yandaki resim, geçen yazdan beri duruyordu. Şimdi evden getirdim onu, yeniden başladım. Çerçevesi bitti, içinden de köpeği insanları bitirdim, ama kalanı çok karışık.

Alırken fark etmemiştim ama tablo Kuğulu Park tablosu. Bilinçaltı mıdır nedir.. Ortalıkta ikili halde eşleştirilmiş bir sürü grup var, sanki beden eğitiminde boy sırasına girmişler gibi el ele geziyorlar. Tüm parçalar ya lacivert ya beyaz, bir süre sonra hepsi aynı görünmeye başlıyor.

Puzzle halısı alıcam kısa zaman içinde, böyle çok zor oluyor. İnsanı çok bağlayan bir şey ama, su içmeye kalktığında bile o parça şuraya mı acaba diye düşünüyor insan. Geceleri de sürekli kayıp ya da hiçbir yere konamayan parçalarla uğraşmaya başlamama az kalmıştır herhalde.

Ankara'ya geldiğim gün yabancı kızın biri Ankaray'da "Sina Caddesi"ni sordu. Düşündüm, İbni Sina'nın oralarda heralde diye bilmediğimi söyledim. Sonradan anladım ki meğer "Cinnah Caddesi" demeye çalışıyormuş.

İpeke hediyesini gönderebildim hele şükür. Tiffany'deki kasiyeri deli ettim sanırım, paket olucak, etiketi söktünüz değil mi, ay değişim kartı koyabilir misiniz paketi açıp, kartla ödicem, yok aslında nakit ödeyeyim ben.. Kargodaki kadın da beni deli etti; benim soyadımı hiç zorlanmadan yazıp (ki burda epey şaşırdım) İpekinkinde cinnet geçirtti. İ değil e olacak o, hayır hayır pelevan değil, h var arada, ama o aradaki i olmayacak.. Neyse sonunda başardım, önemli olan da o.

Hiç yorum yok: