ankara kalesi, medeniyetler müzesi

Sonunda Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ni de görmüş oldum bugün itibariyle. Sıhhiye'den yola başlayıp teee Ulus kalesine kadar yürüdük. Ordan vurduk kendimizi yokuş yukarı Ankara Kalesi'ne.. Zaten kale ve müze yan yanalar. Önce güzeeelce müzeyi gezdik, süpper ötesi. Normalde müze gezmeye hayran insanlar değiliz ama gez gez bitiremedik valla. Gördüğümüz her şeyin fotoğrafını çekmeyi de ihmal etmedik. Ve de artık bir müze kart sahibiyim, havalı bişey böyle üzerinde resmim falan var.

Müze sonrası yine yokuş yukarı vurduk ve karşımızda Ankara Kalesi. O kadar değişik ki.. Bildiğim kale, surlar falan var, hatta top delikleri olduğunu düşündüğümüz şeyler gördük. Ama alt taraflarına evler yapmışlar, insanlar yaşıyor, mahalle bakkalları var falan. O evlerin, çarşının güzelliği.. Sanki eski zamana dönmüşüz gibiydi. Bir sürü resim çektik. Öznur her ağaçla, her evle, taşla resim çektirdi falan; biz tabi ki kızmadık ona; sürekli sormana gerek yok arkadaşım vallahi billahi sinirlenmiyoruz eğleniyoruz hatta senin o hevesli halinle.

En üst surlarda yükseklik korkum depreşti, garip oldum ama yine de merakım ağır bastı, çıktım baktım. Ankara ayaklarımın altında, kısaca..

Orda da mahallenin çocukları rehberlerden duyduklarını ezbere sayıyorlar, okul harçlığı topluyorlarmış böylece, laf arasında bunu da söylüyorlar çaktırmadan. Ne kadar versen mutlu oluyorlar falan, güzel şeyler de anlattılar.

Dönüşte And Cafe diye bir yerde oturduk, eski evlerden birini cafeye çevirmişler ama ev ortamı gibiydi. Çok hoştu ama felaket pahalıydı tabi. Bir sürü güzel cafe var zaten, bize kalsa hepsinin içini görmek istiyorduk aslında.

Dönüşe Bahçeli'ye gitmeyi önerdiler aslında ben de istiyordum ama hem yağmur bastırdı, hem de geç olmuştu zaten dönüşüm çok geçe kalmasın istedim.

Sobe'ye girdik. Ama onca saat birer simitle durduğumuzu fark edip, cafeden işimiz çıktı bahanesiyle çıkıp yemek yemeye gittik. Sonra Sobe'ye geri döndük, biz giderken oturanlar hala ordaydı, sanki tuhaf tuhaf baktılar gibi geldi.

Ve şimdi de ev. 21.20'de evdeydim. Neyse, bu konuda konuşmak istemiyorum. Aah ah kampüste olsaydım, en erken 10.45 egosuyla dönerdik.

those were the days, my friend,
we thought they'd never end;
we'd sing and dance forever and a day.
we'd live the life we'd choose,
we'd fight and never lose;
for we were young and sure to have our way.



Özlüyorum.

Hiç yorum yok: